Etiket arşivi: dans

Dans Etmek Tüm Beden Savunmasızlıktır!

Kendimi bildim bileli felsefe, kuantum ve psikolojiyle ilgiliyim. Geçen sene hobimi işim haline getirip, profesyonel olarak koçluk yapmaya başlayınca, baktım bana yeni bir hobi gerek.  Oldum olası da dans etmeyi çok severim, bu senenin başında Latin Dansları okulunda Salsa ve Bachata’ya başladım. Çok da iyi yapmışım! (Bakınız: “Eyvah! Hobim İşim oldu! Girişimcilerin Yeni Bir Hobi Edinmesi 3 Sebep”
Erkek gibi savaşan metropol kadınları ve metroseksüellikten kadına nasıl davranılması gerektiğini unutan erkeklerle dolu plazalardan sonra; kadının kadın gibi, erkeğin erkek gibi olduğu bir yer dans salonları…
Özellikle de Salsa: Tamamen erkeğin yönettiği, ama bunu oldukça nazikçe, çaktırmadan, dışarıdan bakanın gözüne sokmadan yaptığı; kadının da erkeğin komutlarına teslim olup, kendi hareket alanında ise serbest olabildiği ve zarafetle salınabildiği tutkulu bir dans…
Salsa’da kadının işi hem çok zor hem de çok kolay: kendini bırakmak, tamamen karşıdan gelecek komuta güvenip teslim olmak, alışmamış olan için çok zor. Bir de nazikçe söyleyince anlamaz ya insan! Kendini bıraktığında ise, karşıdaki erkeğin senin adına tüm dansı yönlendirmesi, hiçbir şey düşünmene gerek kalmaması, tüm koreografiyi erkek belirlediği için kadının sadece “orada olması” ise işi çok kolaylaştırıyor. Zor olan “sadece orada olabilmek”!
Doğal akışında, doğayla paralel bir şekilde koreografi akıyor. İki vücudun bir gibi, birlikte hareket etmesi, birbirini aynalaması. Ne kadar da hayat gibi! Danstan öğrenip hayata, doğadan öğrenip dansa aktarıyorsun.  Aynı zamanda ne kadar da çelişkili, hayat gibi: Kontrol etmeye çalışırsan, kontrolden çıkıyorsun! Bir bakmışsın hareketleri düşünerek otomatik bir şekilde arka arkaya yapan, teknik olarak doğru ama “Michael Jackson styla” hareketlerle dans eden robotun biri olup çıkmışsın.
Salsa
P.S. Daha önce de soranlar olmuştu Etiler’de Hande Ermiş’in HEP Dans Okulu’na gidiyorum. En iyi dans okulu mu bilemem, çünkü ben başka dans okuluna gitmedim. Hobisini işine dönüştürmüş, işini severek yapan, öğrencileriyle kocaman bir aile oluşturmuş bir insanın enerjisi ve o güzel enerjiye göre hayatın ona gönderdiği insanlarla bir arada ve “kendim gibi” olabilmek benim için en iyi dans okuluna gitmekten daha önemli. “Peki, sen birkaç ay düzenli dersten sonra iyi dans edebiliyor musun?” derseniz: Onu da bilmiyorum. Ne zaman hareketi doğru yaptım mı diye düşünerek dans etsem, kötü dans ediyorum; ne zaman kendimi bıraksam hareketler akıyor ve ben müthiş bir keyif alıyorum, sadece onu biliyorum…
Bir kitapta şöyle bir ifade okumuş ve bayılmıştım: “dans etmek, tüm beden savunmasızlıktır.”  Tüm bedeninle kendini ifade etmeye çalışırken, nasıl gözüktüğünü ve başkalarının hakkında ne düşündüğünü umursamak kadar insanı savunmasız hissettiren bir şey yok diye anlıyorum ben bu sözü. Ve savunmasızlığa giden yol, güvene giden yoldur aynı zamanda. Çünkü güvendiğinde, savunmaya da ihtiyaç duymaz insan. 
Hayatla ve an’da dans edebildiğimiz; şu hayatta doğru mu yaptım diye düşünmeden, kendimiz gibi dans edebildiğimiz günlere!
İyi haftalar,
Ayşe Yazgan