Etiket arşivi: etimoloji

Kelimelerin ardındaki gerçekler: Karamsar mı, Kötümser mi?

Karamsarlık ve kötümserlik. Onca benzemelerine rağmen aralarındaki kocaman bir çizgiyle ayrılan iki kelime. Sözlükler bile kanıyor benzemelerine, eş anlamlı damgasını basıyor hemen.

Oysa felsefi tanımları ve hakikatları bambaşka.

Karamsarlıkla kötümserliği karıştırmamak için, kendi hakikatindeki tanımını iyi yapmalı insan. Sonra bir bakmışsınız, o tanımlayamadığınız kelimeleriniz sizi tanımlar olmuş!

Bir tutam kötümserlik, iyimserlikle iyi gider; karşıtlar birbirini dengeler. Karşıtların birarada var olması nesnelliğe götürür insanı. Kötümserlik, gerçekçi bir analiz için gereklidir de; insanı tedbirli kılar. Herhangi bir durumun, kötü olabilecek sonuçlarına karşı başa çıkabilme yeteneğini geliştirir.

Oysa karamsarlık evlerden uzak olsun! Bir ruh durumudur; geleceğin kara olacağına inanma halidir. Karamsarlığın, insanı edilginleştiren, eyleme geçmesini engelleyen hali; zarar verici ve teslimiyeti haklılaştırıcı bir etkiye yol açabilir.

karamsarlık kötümserlik

Karamsarlık, neredeyse bütün umutların kesildiği, herhangi bir ışık görül(e)meyen bir durumun anlatımıdır, daha çok da bir tür ruh durumudur. Kötümserlik ise verili koşulları az çok nesnel bir yaklaşımla irdeledikten sonra, kısa ya da uzun, ama mutlaka sınırlı bir zaman dilimi için, olumlu beklentiler içinde ol(a)mamak ile ilgilidir.”

Belki bugün, sık kullandığınız olumsuz bir kelimeyi seçip, onu kullanırken “gerçekte ve kendi hakikatimde neyi kast ederek kullandım?” “Bu kelimeyi kullanırken karamsar mıydım yoksa kötümser mi?” dersiniz ha, ne dersiniz? 

Daha iyi bir hayat yaşayabilirsin! Kelimelerini, sendeki hakikatini duyarak kullanmaya bugün başla!

Dilerim iyimser ve gerçekçi bir Çarşamba olsun.

Ayşe Yazgan

Gerçeği kelimelerin ve kavramların ardında aramak…

Ne çok boşaltıyoruz kelimelerin içini, kelimelerin içi boşaldıkça benim içimi hüzün kaplıyor. Evrende boşluk kalmaması, “debit-credit hesabı” gibi dengelenmesi böyle bir şey işte: kelimelerin, kavramların içi boşaldıkça benim içim şişiyor!
İçimi hüzün kaplayınca, alıyorum elime klasiklerden birini. Böyle zamanlarda en yapılmaması gereken şey aslında ama n’aparsın? Kanatmak istiyorsun bazen yarayı. Kanasın ki, iltihap aksın…
Aldım elime Sabahattin Ali’yi, iyice içimi hüzün kapladı iyi mi! Neden bu güzel cümleleri ben düşünemedim? Bana söyleyecek söz bırakmadığı için, içten içe kızarım bu “iyi” edebiyatçılara, felsefecilere! Hem kıskanırım, hem hayran olurum, hem de gücenirim: benden daha cesur oldukları için…
20140503-232522.jpg
Ah Sabahattin Ali ah! Seni de, Nietzsche’yi de okurken, hissettiğim duygu hep isyan! “Ama haksızlık bu! Benim bu cümleleri yazamamış olmam haksızlık! Beni kimsenin Maria Puder’i seven Raif gibi sevmemiş olması haksızlık! Maria Puder’in Raifi’i zamanında sevmemiş olması ise külliyen haksızlık!”
“Alayına isyan” ergen modum geçip de sakinleşince anlıyorum ki benim asıl isyanım bunları düşünememiş, yazamamış olmak falan değil. Benim asıl isyanım o çağda yaşamamış olmak! O aşkı, kelimelerin içinin dolu dolu yaşandığı o dönemi yaşamamış olmak. Düpedüz korkuyorum ya yaşayamazsam diye! Tüm öfkem bundan dolayı. Fark edince öfkem geçiyor, yine içimi hüzün kaplıyor. Sonra umut geliyor: korkumu dillendirmemi şefkatle bir köşede bekleyip, ben gerçeği fark edince yanıma yanaşan en yakın dostum.
Tatlı bir hüzün, tatlı bir karmaşa, tatlı bir umut içerisindeyim: Bir taraftan o çağda yaşamamış olmanın isyanını ve hüznünü yaşarken, bir yandan da bu çağın getirdiği teknolojinin nimetleri aracılığıyla bu satırları paylaşmaya utanıyorum, yine de yapıyorum!
  • Kelimeleri, kavramları birlikte didikleyebildiğim insanlar var hayatımda, benim kadar onlara değer veren; şükrediyorum.
  • Koçluk, etimolojiye – köken bilimine- yakın olduğu için şükrediyorum. Etimolojinin wikipedia’daki tanımı şöyle: “Etimoloji kelimesi de asıl, hakiki, gerçek anlamındaki ὁ ἔτυμος (ho étymos) ile söz, kelime anlamındaki λόγος / lógos kelimelerinin birleşmesi ile oluşmuştur.”
  • Gerçeği kelimelerin ve kavramların ardında, sorular sorararak buldurduğu için ve bu mesleği icra edebildiğim için şükrediyorum.
Ve hepimize harika bir Çarşamba günü diliyorum…
Ayşe Yazgan

Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu olduğunu fark edince, insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünürüm.

Sabahattin Ali