Etiket arşivi: farkındalık

Telafi Yılı 2013; Uyanış Yılı 2014

2013…

Olaylar, insanlar, yaşananlar! Hepsinin bir şeyleri sembolize ettiğine inanlardanım ben. Yeni yıla da “sadece 1 gün değişti” diye bakamıyorum çünkü her yeni yıl benim için yeni başlangıçları simgeliyor aynı zamanda…

Eylül’de başlarım yeni yıla hazırlanmaya aslında, nekahet döneminde; kafamda şekillenmeye başlar yeni düşler, yeni düşünceler… Sonra Aralık ayını geçmiş yılın muhasebesini yaparak geçiririm sonrası ise yeni düşlerin gerçekleşmesi için hazırlık 🙂

Bu sene Aralık’ta düşündüm yine; 2013’de kendime ne kattım, neler öğrendim; farklı olan ne ve bundan sonra bu öğrendiklerimle ne yapmak istiyorum diye…

Tam da burada Google Zeitgeist 2013 videosu çok anlamlı geldi 🙂

Şöyle bir 2013 resmine bakınca 2012’de kendimi epey ihmal etmiş olduğumu gördüm, o yüzden de 2013 “telafi yılım” olmuş benim; kendini yeniden buluş; kendine, yani yuvaya dönüş yılı…

Telafi edilecek sonlar olmuş hep; kaybedişler… Ama aynı zamanda her son yeni bir başlangıç olmuş!

2013’de tüm “o anda” sahip olduklarımdan arınmışım: sahip olduğum statüler, bana ait olduğu sanrısına kapıldığım insanlar; kim olduğuma dair kimliklerim, sahip olduğum mallar, mülklerim; evim, işim, arabam, kıyafetlerim, düşüncelerim hepsini ama hepsini değiştirmişim!

“Sen neye ve kime kendinden daha fazla bağımlanırsan, senden alırım. Kaybet diye değil, kendini keşfet; asıl hazineyi kazan diye!

Gitmeli ki, kendinden başka kimseye ya da nesneye ihtiyacın olmadığını gör diye! Kaybettiklerine kızma, kazandıklarını fark et…” der gibi…

Kast ettiğim muhtaç olmadan, kendine yeterken sahip olmak; bağımlı olmak yerine her şeyin kiralık olduğunun bilinciyle “bağlı” olmak; olmazsa da olur ama olursa pek güzel olur mantığıyla yani:)

Yaşanırken, içinden geçerken zordu elbet. Geçmişte yaşadıklarımdan pişman olmamam, keşkeler yerine dersler çıkarmam ve her ne oluyorsa benim için “mükemmel” olduğuna sonsuz olarak inanıp geleceğe güvenle bakıyor olmam gerçeği değiştirmiyordu: tüm bunlara inanırken aynı zamanda “o an” içim acıyordu!

2013’de kendi içime çekildim, dışarıdaki sesleri susturup içerideki sesleri dinledim ve neleri değiştirmem gerektiğini düşündüm. Tıpkı uçağın en çok enerjiyi kalkarken harcaması gibi, ben de her şeyi değiştirirken çok fazla enerji harcadım ve enerjim ancak kendime yetebiliyordu. O yüzden de dış dünyadan soyutladım arada kendimi.

Şimdi ise 2014’de dışarı açılma zamanı! İçeri döndüm, derslerimi çıkardım ve 2014’e hazırlandım. 2012 “Kayıp Yıl”, 2013 “Telafi Yılı” idiyse, 2014 de “Denge ve Uyanış Yılım”!

Bu sefer hem kendimi ihmal etmeden, hem de inzivamdan çıkarak dışarıya açılma yılım…

(2014 ile ilgili yazımı da okumak isteyenler için: 2014 Uyanış Yılı)

2014 hepimize her gün yaşamanın ve sevmenin güzelliklerini hatırlatan bir yıl olsun! 

Ayşe Yazgan

Aralık 2013

Reklamlar

Bir Dreamer’la Birlikte Olmak/ Dating a Dreamer

“Çoğunlukla çevremde olan bitenlere ilgisiz oluyorum, çünkü kafamın içinde kendi yarattığım dünyalarımda yaşıyorum” diyor Neal Samudre “Bir Hayalperestle Birlikte Olmak için 3 Sebep” adlı makalesinde. (Makalenin tamamına ve İngilizce orijinaline linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.)

Ne kadar da samimi ve tanıdık bir itiraf! Ben de çoğunlukla böyle hissediyorum. “Dreamer” Türkçe’ye hayalperest olarak çevrilmiş ama bu anlamını sevmiyorum; gerçekçi olmayan, hayal dünyasında yaşayan, ayakları yere basmayan gibi negatif titreşimleri var bence…Oysa bir hayali olan, o hayaller doğrultusunda gerçekçi hedefleri olan ve yaşam amacını bu hedeflere ilerlemek olarak belirleyen biri olmak bence çok “cool”! İçinde umut var, azim var, hedef var…Gerçek olan da bana göre umut, azim ve hedeftir!

Bu anlamıyla “dreamer” yani sevmesem de Türkçe çevirisiyle hayalperest olmayı, hiçbir amacı olmadan sürüklenip; karamsar ve rutin bir hayat sürmeye yeğlerim! Zaten yeğliyorum da 🙂 Hatta John Lennon’un “Imagine” şarkısında hayal ettiği dünya gibi: bana hayalperest diyebilirsiniz ama yalnız değilim; umarım bir gün sen de aramıza katılırsın ve hepimiz “bir oluruz”! (You may say I’m a dreamer but I’m not the only one. I hope someday you’ll join us and the world will be as one!” keep-calm-cuz-i-m-a-dreamer

Eğer “dreamer”lar ile ilgili negatif genellemeleri bir kenara bırakabilirseniz işte bir hayalperestle birlikte olmak için 3 sebep:

Okumaya devam et Bir Dreamer’la Birlikte Olmak/ Dating a Dreamer

Değişim ve Sliding Doors!

Değişim sancılı bir süreçtir. Tıpkı doğum gibi: yeni bir hayatı meydana getirmekte olduğumuzu bililriz ve o doğa mucizesinin gerçekleşmesi için çekilen doğum sancısı ileride küçük bir ayrıntı olarak kalır.

Kendimi yeniden doğururken, doğum sancısı çektiğim bir dönemde yazdığım bir yazıyı, zorlandığınız bir anda sizi yolda tutar umuduyla paylaşıyorum…

“Açılır kapanır bir kapının arasına sıkışmış gibiyim. Birazdan kapı açılacak ve öne, ileriye gitmem gerekecek ama arkamda bırakacaklarıma, daha doğrusu kapıya giderek çoktan geride bıraktıklarıma, inatla tutunmak isteyen bir halim var.

Arkada eski ben ve eski ben’e ait insanlar, hatıralar…
Önümde yeni ben ve yeni ben’e ait insanlar, hayaller…
Kapının arasına sıkışmış, iki ben’i de aynı anda taşıyan bir ben! Kapının arasında acı çekmesine rağmen, kapıyı ittirip ileriye inatla atılmayan bir ben.

Korkuyorum ileri gitmekten. Korkumu kabul ediyorum ve korkmama rağmen ileri gidiyorum.

Samimi olmayan tanıdık ve kolay geliyor; yırttığım kozadan, araladığım kapıdan geçmek ise zor ama bir o kadar da gerçekçi. Biliyorum yine ileriye gideceğim. Hep öyle oldu, buna şüphem yok.

Sadece kapı açılana kadar sindiriyorum; anılarımı içime çekiyorum, alacaklarımı alıyorum ve teşekkür edip VEDALAŞIYORUM. Kapı açılıyor ve içinde eski “ben”lerden öğrendiklerini taşıyan yeni bir ben olarak çıkıyorum.”

Yenilikleri doğururken, doğum sancısını onurlandırabildiğimiz günlere.

Daha iyi bir hayat yaşayabilirsin, korkmana rağmen yap!

Ayşe Yazgan

03 Nisan 2014

20140404-001704.jpg

Kıskanmak Yerine İlham Almak

Kıskançlık insanı içten içe yiyip bitiren bir zehir, insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülük. Kıskançlığın altında yatan duygu “ben aynısını yapamam, yetersizim”. Kıskanan ve kıskanılan; iki taraf için de yıkıcı ve yıpratıcı; korku dolu, sınırlı…

İlham ise çok daha yaratıcı ve yapıcı; umut dolu…Altında yatan duygu, “ne güzel birileri yapmış, demek ki ben de yapabilirim!” İlham alan ve ilham alınan; iki taraf için de yapıcı ve besleyici; umut dolu, sınırsız…

İlham verici eserlerden esinlenerek genişlemek, çoğalmak ve dünyayı, dünyamı güzelleştirmek varken kıskanmak niye?

Kendim için en büyük dileğim ömrüm boyunca ilham alan ve ilham alınan bir insan olmak.

Daha iyi bir hayat yaşayabilirsin, ilham almaya bugün başla!

İyi haftalar,

Ayşe Yazgan

03 Ekim 2014

Ayşe’nin Gözlem Evinden Ayşe’ce Gözlemleri: 2014 Uyanış Yılı

Dikkatimi çekiyor bu aralar herkes çok zorlanıyor. Hem ülkede; hem yakınımda, hem uzağımda; herkeste olağan dışı denebilecek değişimler var.

Evren adeta “madem siz bugüne kadar gerçekten ne istediğiniz üzerinde düşünmediniz, ben müdahale ediyorum, yeter artık!” dercesine bizlerin adına cesur kararlar alıyor! İşten ayrılanlar, bugüne kadar gıkı çıkmadığı halde eşinden-işinden şikâyet edenler bir tarafta; âşık olanlar, terfi edenler, yıllardır ertelediği hayalindeki kendi işini kuranlar diğer tarafta… Öyle ya da böyle herkesin hayatında köklü değişimler var.

Herkes sanki yıllar süren bir anestezi halinden, uykudan uyanmış gibi! Yıllardır bilinen ama işimize gelmediği için göz ardı edilen gerçekler patır patır gün yüzüne çıkıyor; içeride ve dışarıda; her yerde bir uyanış hâli: özetle 2014 “Uyanış Yılı” oldu!

Bu köklü değişimler sırasında dikkatimi çeken şey ise herkes zorlanıyor ama kimse kabul etmiyor! Oysa kabul etmediğimiz hiçbir şeyi çözemiyoruz; ya da içinden geçemiyoruz. Tıpkı matematik problemi çözmek gibi, önce denkleme X’i oturtmamız ve denklemi tanımlamamız gerekiyor, ondan sonra denklemi çözebiliriz ancak…

Değişim her zaman olumlu yöndedir, biz içinden geçerken o olumlu yanı göremesek bile! Üstelik olumlu yönde olsa bile zorlanabiliriz, çünkü belirsizdir. Belirsizlik hepimizi korkutur. Bir de o kadar hızlı oluyor ki bu değişimler, ruhumuz yetişmiyor. Biz de ya geçmişte yaşıyoruz ya gelecekte; geçmişte yaşadığımız korkuları geleceğe endişe olarak yansıtıyoruz ve en gerçek olanı unutuyoruz: şimdi’yi!

Yalnız değilsiniz; hepimiz aynı çalkantılı dönemden geçiyoruz, hep birlikte…

Sadece sindirmek ve adapte olmak için zamana ihtiyacımız var: şu anda; “şimdiki zaman”da olan biten bu!

Bunu kabul edersek daha kolay oluyor her şey. Zorlanıyorsanız kabul edin; kendinizi ve duygularınızı kabul edip, onlara sahip çıkın! Şimdi bir dönün içinize ve kendinize samimice sorun: “O kadar hızlı değişiyor ki her şey, kontrolü kaybettiğimi sanıp belirsizlikten korkuyor muyum? Değişimler olumlu da olsa ruhumun yetişmeye ve sindirmeye ihtiyacı mı var?”

2013’de hayatımın her alanında, aynı anda köklü değişimler yaşadım. Hepsi kendimi tanıma, kendim olma ve hayallerimi gerçekleştirme yolunda attığım harika adımlardı ama bir o kadar da zorlandım. Çünkü her yeni başlangıç, öncesinde bir kapanış gerektiriyordu. Ve yüzleştiğim bazı gerçekleri sindirebilmek için zamana ihtiyacım vardı.

O dönem iç dünyamda yaşadıklarımı en iyi anlatanlar şu cümlelerdir sanırım:“Geçmişte yaşadıklarıma dair pişmanlıklarım ve “keşke”lerim yok, çünkü yaşadıklarımın her biri beni ben yapan birer deneyimdi ve kendime dair çok şey öğrendim. Geleceğe dair korkularım yok çünkü bundan çok daha iyi olacağına dair inancım ve umudum tam; her ne olacaksa benim için çok daha iyi olacak. Ama ‘şu an’ canım acıyor; ‘şimdiki zaman’da yani gerçekte olup biten bu! Hayal kırıklıklarım var elbet ama onlardan da büyük hayallerim var benim!”

İyi haftalar,

Ayşe Yazgan