Etiket arşivi: herakleitos

Öğrenmek mi Ezberlemek mi? Polymathos mu Botnes mi?

Kasım ayı eğitim aldım, eğitim verdim, yeni projeler derken nasıl geçti anlamadım. Aralık ayı ise Koçluk Zirvesi ve Felsefe öğrenciliğimin ilk sınavlarıyla oldukça hızlı başladı. Bazen zamanı kaybetmek gerek, zamanının kıymetini bulmak için diye avunuyorum…

Koçluk Zirvesi’nde sonra Felsefe öğrencisi olarak ilk sınavlarıma çalışmaya başladım. Aldım elime renkli kalemlerimi ve kahvemi, keyifle çalışmaya koyuldum. Dersler Uygarlık Tarihi, Sosyal Politika, Kent ve Kültürün yer aldığı Sosyal Bilimler ve en sevdiklerim Sosyoloji, Psikoloji ve Felsefe. Daha önce zaten okumuş olduklarımı bu sefer farklı bir gözle derinlemesine okuyor, konular arası bağlantıları kura kura oldukça keyifle çalışıyorum. Sonra bir deneme testi çözüyorum ve işte o acı gerçek: ezbere dayalı sınav sistemini unutmuşum ben! Sınavı geçmek için değil, öğrenmek için okuyorum. Ben başka bir boyutta, başka bir yerdeyim; eğitim sistemi başka bir yerde. Herakleitos’un deyimiyle bana bilgi yığıyorlar, bense derinlemesine anlamaya çalışıyorum. İkilemdeyim! Sınavı mı geçmeli, yani yığılmış bu bilgileri ezberlemeli mi yoksa botnes durumuna mı geçmeli yani bilgileri derinlemesine mi anlamalı? 

Ama sınavda çıkacak konu çok, zaman dar! Üstüne üstlük konular derin. Milattan önce yazılan destanlar, yapılan felsefeler nasıl da bugünü anlatıyor diye heyecanla okuyorum. Kelimeler değişse de, anlatılan öz değişmiyor (Words may change, but the essence stays the same) sözünü hatırlıyorum: yıllardır aynı şeyleri konuşuyor, anlatıyor, anlamaya çalışıyor insanlar. Konuları birbirine bağlıyor, günlük hayata nasıl uyarlanabileceğini düşüne düşüne okuyorum. Vakit iyice daralıyor! Ben bunları düşünürken, deneme testinde aşağıdaki destanların hangisinin Akkadça olduğu soruluyor! Mantık error veriyor…

Uygarlığın ortaya çıkışını, kent ve kültürle ilişkisini anlamaya çalışan kaç genç zihin aşağıdakilerden hangisinin Sümer krallarından biri olduğunu bilmek için tüm kralları ezberlemesi gerekiyor? Toplum davranışını anlamak için insan psikolojisini anlamaya çalışan kaç zihin beyin sapındaki tüm nörotransmitterları ezberlemek zorunda kalıyor? Merak ediyorum, mantık yine error veriyor…

Herakleitos’a göre çok bilmek, yani polymathos yerine derinlemesine bilmek anlamına gelen botnes durumu önemsenmelidir. Çünkü ona göre filozof olmak, diğer bir deyişle bilge olmak için anlamak, çoğaltmak, üretmek, bir anlamda yapıyı yoğurmak gerekir. Herakleitos çok şey bilmeyi (polymathos) yani pasif bir tutumla bilgi biriktirme ve yığmayı eleştirir. Bunun yerine insanın bilgiyi aktif bir biçimde edinmesi, evren hakkında derinlikli bir bilgeliğe ulaşması amacını öne çıkarır.

Bugünün gündemi, sınavsız atamalar ve hayat tarzına uygun eğitim. Hadi ben şanslıyım, kendi seçimim olduğunun ve ilgi alanımın farkındayım, seçerek okuyorum. Peki ya sınavsız atamaların olduğu iddiası varken, KPSS’ye girenler ne yapsın? Osmanlıca’yı okumak zorunda kalan öğrenciler ne yapsın? Seçecek olanlar için hangi ülkeye gittiklerinde geçerli olacak bu dil, hangi kaynaklara ulaşmalarını sağlayacak Osmanlıca okumak? İnsan Hakları dersinin kalktığı bir sistemde, “önce insan” olmaktan nasıl bahsedeceğiz şimdi biz? Temel haklarını dahi bilmeyen kişi, nasıl sorgulayabilir sistemi?

Bize dayatılan şeyler gerçekten bizim için, toplum için iyi olan şeyler mi? Sistemin şu anda bunu gerektiriyor olması, doğru olduğu anlamına gelir mi? Çokluk gerçek bir ölçü müdür? Çok olmak mı yoksa iyi ve adil olmak mı önemlidir?

Hani otomatiğe bağlamadan yaşayalım, günün modası lafıyla “an’ı yaşayalım” diyoruz ya? Ders çalışırken, bir bilgiyi, bir yazıyı okurken otomatik kalıplarımıza gitmeden gerçekten anlayabiliyor muyuz? Yoksa genel yargılarımıza mı kapılıyoruz? Hayatta hep bir sınav var ya hani, biz o sınavı geçmeye mi çalışıyoruz yoksa gerçekten anlıyor muyuz olanı biteni?

Amacım bilgi yığmak değil, bir düşünce kasını uyarmak. Çünkü “Delfi’deki Tanrıça ne konuşur ne de saklar, o sadece işaret eder.”Herakleitos

Daha iyi bir hayat yaşayabilirsin, sorgulamaya bugün başla!

İyi haftalar,

Ayşe Yazgan

P.S. Ben ders çalışma telaşesindeyken, yeğenim de benim bilgisayarımda çalışıyordu ve kendi blogunda paylaşmak üzerine bir yazıyı yanlışlıkla benim blogumdan paylaşmış, bu sevimli karışıklık için kusura bakmayın. Moda üzerine yazmadığım doğrudur 🙂