Etiket arşivi: love

Bir Dreamer’la Birlikte Olmak/ Dating a Dreamer

“Çoğunlukla çevremde olan bitenlere ilgisiz oluyorum, çünkü kafamın içinde kendi yarattığım dünyalarımda yaşıyorum” diyor Neal Samudre “Bir Hayalperestle Birlikte Olmak için 3 Sebep” adlı makalesinde. (Makalenin tamamına ve İngilizce orijinaline linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.)

Ne kadar da samimi ve tanıdık bir itiraf! Ben de çoğunlukla böyle hissediyorum. “Dreamer” Türkçe’ye hayalperest olarak çevrilmiş ama bu anlamını sevmiyorum; gerçekçi olmayan, hayal dünyasında yaşayan, ayakları yere basmayan gibi negatif titreşimleri var bence…Oysa bir hayali olan, o hayaller doğrultusunda gerçekçi hedefleri olan ve yaşam amacını bu hedeflere ilerlemek olarak belirleyen biri olmak bence çok “cool”! İçinde umut var, azim var, hedef var…Gerçek olan da bana göre umut, azim ve hedeftir!

Bu anlamıyla “dreamer” yani sevmesem de Türkçe çevirisiyle hayalperest olmayı, hiçbir amacı olmadan sürüklenip; karamsar ve rutin bir hayat sürmeye yeğlerim! Zaten yeğliyorum da 🙂 Hatta John Lennon’un “Imagine” şarkısında hayal ettiği dünya gibi: bana hayalperest diyebilirsiniz ama yalnız değilim; umarım bir gün sen de aramıza katılırsın ve hepimiz “bir oluruz”! (You may say I’m a dreamer but I’m not the only one. I hope someday you’ll join us and the world will be as one!” keep-calm-cuz-i-m-a-dreamer

Eğer “dreamer”lar ile ilgili negatif genellemeleri bir kenara bırakabilirseniz işte bir hayalperestle birlikte olmak için 3 sebep:

Okumaya devam et Bir Dreamer’la Birlikte Olmak/ Dating a Dreamer

Yanlış yerde arayınca bulunmuyor tabi!

Hepimiz iyi bir iş, iyi bir eş, iyi kıyafetler, güzel evler ve güzel arabalar arıyoruz.
Aslında işte, aşkta, evde, arabada kıyafette kendimizi arıyoruz; kim olduğumuzu bulmaya çalışıyoruz. Gerçekte aradığımız “kendi”mizi yansıtan bir ev, araba, kıyafet, iş, ya da eş…

Seni seviyorum demek bile aslında sende gördüğüm ben’i; senin yanında olduğum kişiyi seviyorum demek değil mi?

İronik olan ise zaten içeride olanı dışarıda arıyor olmamız! Dışarıda aramaya devam ettikçe de bulamayacağız çünkü yanlış yerde arıyoruz!

Kendini bulmak, kim olduğunu bulmak için içe bakmak; kendi içine dönmek gerek; bazen yüzleşilmesi ve kabul edilmesi gerekenler zor olsa da.

Kendini ve kim olduğunu bulanın dışarıda arayacağı bir şey kalmıyor; kendisine uygun ev, araba, eş, iş onu bulur zaten…

Her şeye vakit bulunan “hızlandırılmış” çağımızda, en önemli kişiye-kendimize- her gün biraz da olsa zaman ayırmak bu kadar zor olmamalı…

Ayşe Yazgan

Kıskanmak Yerine İlham Almak

Kıskançlık insanı içten içe yiyip bitiren bir zehir, insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülük. Kıskançlığın altında yatan duygu “ben aynısını yapamam, yetersizim”. Kıskanan ve kıskanılan; iki taraf için de yıkıcı ve yıpratıcı; korku dolu, sınırlı…

İlham ise çok daha yaratıcı ve yapıcı; umut dolu…Altında yatan duygu, “ne güzel birileri yapmış, demek ki ben de yapabilirim!” İlham alan ve ilham alınan; iki taraf için de yapıcı ve besleyici; umut dolu, sınırsız…

İlham verici eserlerden esinlenerek genişlemek, çoğalmak ve dünyayı, dünyamı güzelleştirmek varken kıskanmak niye?

Kendim için en büyük dileğim ömrüm boyunca ilham alan ve ilham alınan bir insan olmak.

Daha iyi bir hayat yaşayabilirsin, ilham almaya bugün başla!

İyi haftalar,

Ayşe Yazgan

03 Ekim 2014

Ayşe’nin Gözlem Evinden Ayşe’ce Gözlemleri: Neden bir insan durduk yere bir insana kilo almışsın der ki!

Geçenlerde bir ortamda, açık sözlü (!) bir arkadaşımız başka bir arkadaşımıza “çok kilo almışsın!” dedi! Hem de bir dişiye! Hem de fikri sorulmadan! Hem de kilonun takıntı haline geldiği bir çağda! Herkesin evinde yağı kası bile ölçen teraziler varken hem de! Ba-ba-ba-ba!

Gerçekten epey kilo almış ama düşündüm de hayatımda kimseye durduk yerde kilo almışsın demedim ben. “Yahu onun da bir çift gözü var ve bildiğim kadarıyla gayet iyi görüyor, evinde ayna da terazi de vardır kesin, e onun da zaten farkında olduğu bir şeyi neden bir de ben söyleyeyim ki!” diye çok gereksiz ve kırıcı bulurum bu bilgiyi. Hatta sorulsa bile “Olsun istersen verirsin, demek ki şu anda önceliğin değil” diye de işin içindeki gerçekten inandığım iyi yanları görmeye ve göstermeye çalışırım. 

20140420-002825.jpg

Sonra tabi “Sahi neden insan birine bu bilgiyi verme ihtiyacı duyar?” diye bir düşünce aldı beni…Ben de merakımı olası cevaplara olası kontra cevaplar vererek zihnimde giderdim şimdilik…

OLASI CEVAP 1- BAŞKASINDAN DUYACAĞINA BENDEN DUY…

KONTRA CEVAP 1: Neden herkesten duymam gerekiyor ki? Elalemin işi gücü yok, herkes oturmuş benim kilomu mu takip ediyor? Sahi başka işleri yok mu? O kadar mı boş insanlar var benim çevremde :((( 

OLASI CEVAP 2: SENİN İYİLİĞİN İÇİN…

KONTRA CEVAP 2: İşte bu en sevdiğim! Ha ben kendi iyiliğimi bile düşünmekten acizim, herkesin iyiliğini düşünme kapasitesine sahip bir sen varsın, hepimizin iyiliğini sen düşünebilirsin. Tek doğru var ve o da seninki olduğuna göre istersen biz gidelim sen bizim adımıza en doğru hayatı yaşa; bir de biz fazlalık yapmayalım bu dünyada…

OLASI CEVAP 3: DOBRA BİR İNSANIM, NE DÜŞÜNÜYORSAM SÖYLERİM…

KONTRA CEVAP 3: Peki madem dobra bir insansın, bizim seninle ilgili düşündüklerimizi de dobra dobra duymak istersin diye düşündük; geç otur şöyle biz de söyleyeceğiz seninle ilgili gördüğümüz gerçekleri! Noldu yüzün kızdırıyor, e biz de dobra olduk işte!

OLASI CEVAP 4: DOST ACI SÖYLER…

KONTRA CEVAP 4: Nedense tatlı bir şey söylemeyen bir dosta benzettim sizi kuzum! Kimseye kilo vermişsin, çok güzel olmuşsun dediğini duymadık ama maşallah kim kilo almış, kimin saç rengi kötü olmuş bu tarz veriler hep sende! Sen şuna felaket tellalıyım desene kısaca…

OLASI CEVAP 5: BEN ÇOK MUTSUZUM, SEN DE OL İSTEDİM!

KONTRA CEVAP 5: Her şeye cevabı olan ben bile bu soruya cevap bulamadım ama bildiğim iyi yaşam koçları var onları önerebilirim istersen;))

Gerçekten çok merak ediyorum eğer bir cesur baba yiğit çıkıp samimice ben insanlara haklarındaki olumsuz bilgiyi verenlerdenim ve sebebim de şu derse ben de merakımı gidermiş olurum 🙂 

Sevgiler,

Ayşe Yazgan